Talasemi ve Diyabet
 
Anasayfa  |  İletişim
 
Federasyon Hakkında  
Kurucu Dernekler  
Yeni Üye Dernekler
Federasyon Üyeliğine Başvuru
Kanun ve Yönetmelikler
Talasemi Hakkında Bilgiler
Bize ulaşın
Bağlantılar
Yayınlar
E-Bülten
Gerçekleştirilen Etkinlikler
Haber Arşivi


ARAMA
Site içerisinde arama yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.
Aranacak Kelime:

E-BÜLTEN
Sizlerle daha etkili iletişim kurabilmemiz için lütfen e-posta adresinizi gönderiniz.
Adınız:


Soyadınız:


E-Posta Adresiniz:


 


Talasemi ve Diyabet

Diyabet, vücudumuzda bir salgı bezi olan pankreasın "insülin" adlı kan şekerini düşüren hormonu üretememesi veya insülinin tam etki yapamaması nedeniyle ortaya çıkan kan şekeri yüksekliği ile karakterize bir hastalıktır. Diyabet talasemililerde sık görülen endokrin komplikasyonlardan birisidir. Sıklığı % 2,3-24 arasında bildirilmiştir. Talasemililerde diyabet genelde yaşamın ikinci on yılında ortaya çıkmaktadır. Talasemik hastalarda insülin bağımlı diyabetin gelişimi esas olarak pankreatik adacıklarda demir depolanmasının toksik etkilerine bağlı insülin eksikliği nedeniyledir. Ancak yüksek serum ferritin düzeyleri ve kronik HCV infeksiyonlarının yol açtığı karaciğer fonksiyon bozukluğu ile ilişkili insülin direnci de diyabet oluşumunda önemli rol oynamaktadır. Diyabet gelişimi ile yaş, transfüzyon miktarı, demir şelasyon tedavilerine uyum, ailede diyabet öyküsünün varlığı ve pubertal durum arasında yakın ilişki bulunmuştur.

Özellikle 10 yaşından büyük talasemililere en az yılda bir kez açlık kan şekeri bakılmalıdır. Gece açlık sonrası sabah bakılan kan şekerinin 126 mg/dL ve üstü olması diyabet tanısı için yeterlidir. Açlık kan şekerinin 100 ile 125 mg/dL arası değerlerde olması durumunda şeker yükleme testi yapılmalıdır. Yemekten 2 saat sonra alınan kan şekerinin 200 mg/dL üzerinde olması da ileri inceleme gerektirir. Çok su içme, çok idrara çıkma ve kilo kaybı gibi yakınmalarla beraber herhangi bir zamanda bakılan kan şekerinin 200 mg/dL üzerinde olması da diyabet tanısı koydurmaktadır. Laboratuvar incelemeleri esnasında son 3 aylık kan şekerleri hakkında bilgi veren HbA1c bakılırken S-? talasemili hastalarda yanlış olarak aşırı yüksek, ? -talasemi minörlü hastalarda aşırı düşük HbA1c değerlerinin rapor edildiği akılda tutulmalıdır.

Diyabet tanısı konan talasemililer öncelikle yaşlarına uygun diyet tedavisine alınmalı ve hastalara klinik durum ve tetkik sonuçlarına göre ağızdan anti-diyabetik ilaçlar veya insülin tedavisi başlanmalıdır. Diyabet tedavisinin en önemli 3 ayağı yaşa ve cinsiyete uygun ve dengeli bir diyet, insülin tedavisi ve egzersizdir. Özellikle insülin duyarlılığını artırdığı için olguların düzenli hafif-orta egzersiz yapmaları hem kan şekeri regülasyonu açısından son derece önemlidir.

Uygun hastalarda karbonhidrat sayımı yapılması öğretilerek çok sıkı diyet yapmadan alınan karbonhidrat miktarına göre insülin tedavisi uygulanarak daha konforlu bir yaşam sağlanabilir. Yine son yıllarda kullanıma giren insülin pompa tedavisi ile olgular hem çoklu doz insülinden yapmaktan kurtulmakta hem de daha kaliteli bir yaşam kalitesine ulaşabilmektedir.

Tüm diyabetli olgular mutlaka 18 yaşına kadar bir çocuk endokrinoloğunun, erişkin olgular ise bir erişkin endokrinoloğunun gözetiminde tedavilerine devam etmeleri ve düzenli kontrollerini yaptırmaları gerekmektedir. Diyabetin en çok korkulan erken dönem komplikasyonu kan şekeri düşüklüğüdür. Aşırı egzersiz, öğün atlama, yüksek doz veya uygunsuz insülin uygulamaları kan şekeri düşüklüğüne neden olabilir. Diyabetli olgular kan şekeri düşüklüklerine karşı uyanık olmalı, yanlarında mutlaka kan şekeri düştüğünde kullanabilecekleri meyve suyu, şeker tabletleri gibi kan şekerini hızlı yükseltici besinleri taşımalıdırlar. Ayrıca evde bayılma anında yakınları tarafından kullanabilecekleri glukagon iğnelerini bulundurmaları gerekmektedir. Gece uykuda olabilecek kan şekeri düşüklüklerine karşı mutklaka yatmadan önce kan şekeri bakılmalı ve 100 mg/dL altında değerler saptanırsa ek bir ara öğün alınarak yatılmalıdır. Tedavisi ve kontrolleri düzenli olmayan, kan şekerleri sürekli düzensiz ve yüksek giden olgularda ileriki yıllarda göz, böbrek ve nörolojik sistemi ilgilendiren diyabetin uzun dönem komplikasyonları ortaya çıkabilmektedir. Diyabet ve diğer konularda daha ayrıntılı bilgiler www.cocukendokrindiyabet.org sitesinden alınabilir.

Doç. Dr. Bumin Dündar
Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi
Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı Başkanı
Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Derneği Genel Sekreteri

www.cocukendokrin.net
www.cocukendokrindiyabet.org



        Kışla Mah. Güllük Cad. Antelsan İş Merkezi 8/5, ANTALYA    |    Telefon : 0 242 243 40 46   |   Faks : 0 242 243 49 69